Adventurer Traveler
29 Ocak 2012 Pazar
İlk Avrupa Maceram Fransa!!
Barcelona'ya gelmişken 9 ay boyunca sadece Ispanya sınırları içinde kalmak olmaz tabi. Hazır vizede varken şöyle bi Avrupanın tadını çıkaralım diyerekten, o gazla solugu geldiğimin daha 1. ayı Fransa'da aldım. Bana eşlik eden ev arkadaşım Romanyadan Cristina, aynı evi paylaşıyoruz ve genelde seyahat planlarını birlikte yapıyoruz.Bu planlardan ilki Fransa oldu. 7 günlük seyahat planımızın ilk 3 gününü Paris'e, 2 gününü Lyon'a ve son 2 gününüde Toulouse ayırdık. Ryanair Avrupada tabiki baştacı. Bütün seyahatlerinizin olmazsa olmazı. Bizimde planımızın bir parçası oldu doğal olarak. Giderken Parise direk uçakla gittik ama dönüş için kara yolunu tercih etmeye karar verdik. Avrupada Car Pooling denen ve gençlerin yoğun olarak kullandığı bir sistem var. Sistem şöyle işliyor. Mesela Fransa içinde birisi Paris'ten Lyon'a kendi özel arabasıyla gidecek ve yanına birilerini almak istiyor. Bunun için belli başlı internet siteleri var. O sitelere girdiğinizde kişileri, arabalarında kaç kişilik yer oldugunu, ne zaman gideceğini ve en önemlisi ne kadar ücrete götürdüğü gibi ayrıntıları görebiliyorsunuz. Ve bu siteden o kişiye mesaj atıp rezervasyon yapabiliyorsunuz. Biz bu sistemi, Paris'ten Lyon'a geçerken, Lyon'dan Toulouse geçerken ve son olarak Toulouse'dan Barcelona'ya gelirken kullandık. Evet Avrupanın heryanı muhteşem demir ağlarla döşenmiş fakat maalesef tren pahalı bi ulaşım aracı bence. Bu Car Pooling denen olay gerçekten çok kullanışlı ve ucuz aynı zamanda. Avrupada Otobanlar gercekten pahalı, şöforümüzün 30 Euro ödediğini gördüm otoban için.
Paris, her köşesi monumental binalarla dolu, kafanızı ne yöne çevirseniz merak uyandıran devasa yapılar görebileceğiniz bir şehir. Bana göre aynı zamanda çok pahalı bir şehir. Seyahatimiz süresince Eyfel kulesine 10 dakikalık mesafede olan bir otelde kaldık ve genelde Parisi yuruyerek dolasmayı denedik ama ayaklarımıza kara sular indi. Parise gitmişken Louvre görmeden olmaz dedik fakat şansımıza Louvre Müzesinin kapalı oldugu güne denk geldik içeri giremedik. Bu seyahatin kendi adıma ilk olmayacağını öngörerek, bidaki sefere artık diyorum :) Bütcemiz gercekten kısıtlı oldugu için genelde marketten alışveriş yapıp otel odasında sandwich tarzi şeyler yedik. Bu arada benin kuzenlerimden bitanesi Pariste yaşıyor, bir gününü bize ayırdı ve bize rehberlik yaptı. Çok güzel salaş bir restorana gittik, Fransiz yemekleri yedik birlikte. İlk olarak Louvre Müzesinin önünde buluştuk. Onu orda ilk gördüğümde sarfettiğim cümle şuydu. ' Doğan kaderde Louvre'un önünde buluşmakta varmış.' Evet hayat bazen çok garip, insan kendini hiç ummadığı bir yerde ve ortamda buluyor. Evet 3 gün boyunca Parisin altını üstüne getirdik ama 3 gün çok kısa bir süre.Yolda yürürken aa bu bina ilginç görünüyo hadi grip bakalım muhabbetine onlarca klise gezdik. Bi süre sonra gerçekten sıkıcı gelmeye başladı. Bir sonraki seyahatimin deniz, kum ve güneş üçlüsünden ibaret olmasını tercih ediyorum artık!!
28 Ocak 2012 Cumartesi
Herşey EVS(European Voluntary Service) ile Başladı!!
Genç olmak paha biçilemez!!
Herkes birbirinin pasaportunu çizdi!!
Avrupanın her ülkesinden gençler. Sınırlar olsa bile dünyamız aynı çünkü biz genciz :)
Evet bütün suç EVS'nin benim bi suçum yok. EVS (European Voluntary Service) bir gençlik projesi.18-30 yaş arası gençler Avrupa'daki herhangi bir ülkeye gönüllü olarak gidip orada 6 yada 9 ay yaşama ve çalışma şansı yakalıyorlar. Ben bu projeye kabul edildim evet bazen şanslı oldugumu düşünüyorum. Yaklaşık 3 ay önce benim Barcelona maceram başladı evet yanlış okumadınız Barcelona!! Projeye kabul edildiğimde bir hafta inanamadıgımı ve şok geçirdiğimi hatırlıyorum . Sadece Ispanya'yi istemiştim ve Barcelona olması çok büyük bir şanstı benim için. Tabiki gelmeden önce Ankara'da aldıgımız eğitimde, eğitmenler beklentilerinizi sıfıra indirgeyin, bir beklentiniz olmasın diye uyarmışlardı. Evet aynen öyle yaptım ve muhteşem bir ortamla karşılaştım. Yaşadığım ev, çalıştığım kurum, herşey süper!! Dil konusuna gelince; Buraya gelmeden önce Ispanyolca bilmiyordum. Yavaş yavaş konuşmaya başladım. Varış sonrası eğitim iki dilde yapıldı Ingilizce ve Ispanyolca. Ingilizcem iyi oldugu için sorum yaşamadım ama dili çok zayıf olan arkadaşlar vardı. Onlar için gercekten zor oldugunu farkettim. Gercekten sunu gönülden söyleyebilirim ki; Bu projeye basvurmak, kabul edilmek ve şuanda burda, Barcelona'da olmak. Hayatımda aldıgım en dogru karar ve yaptıgım en güzel şey. Blogu elimden geldiğinde güncellemeye ve gezdiğim gördüğüm ülkeleri, şehirleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım.Ne demişler ' Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat.' Bende bi nevi bu sözü uygulamaya geçireceğim bu blog sayesinde.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
